Ormancılık Tarihi (vize+final)

Bi dakka

ORMANCILIK TARİHİ (VİZE)

Ormancılık: Toplumun isteklerini optimum düzeyde karşılayabilme çalışmalarıdır.

İnsan-Orman ilişkisinin genel seyri:  İnsanoğlu zamanla ormanları; 1-Barınma, Korunma, Beslenme 2-Güneş ışınlarında korunmak 3- Geceleri daha sıcak ortamlarda uyumak 4- Rüzgar ve fırtınalardan sakınmak 5- Orman meyvelerinden yararlanmak 6- Hayvanlardan besin olarak yararlanmak 7- Çeşitli bitkileri yatıştırıcı olarak kullanmak 8- Araç ve silah yapmak amaçlarıyla kullanmıştır. Tarımın keşfedilmesinden sonra Ormanlar ile insan ilişkisi başka bir boyut kazandı.

---Tarım alanı açmak için ormanlar tahrip edildi---Uygarlıklar atölye, alış veriş merkezi, tapınak, kentler, binalar, yapmak amacıyla oduna daha çok ihtiyaç duydular--- Farklı uygarlıklar arasındaki savaşlar, araç gereçlerin yapılması ve ormanda saklanma ve savaşma nedeniyle ormanlar üzerinde olumsuz etkiler oluşmuştur. Ormanlara verilen zararların temeli: Ateş, Tarımın keşfi ve Endüstrileşmedir.

Özet olarak: 1) İnsanlar önceleri ormanda ekosistemin olağan bir parçası olarak yer almışlardır. 2) Ateşin bulunmasıyla insanın ormana zarar verme aşaması başlamıştır.(7590 bin yıl önce) 3) Tarımın başlangıcı ve yerleşik hayata geçişi ile insan-orman ilişkileri radikal biçimde değişmiştir.(M.Ö 8000) 4) Endüstri devrim, insanlık tarihinde ormana en fazla zarar verme sürecinin başlangıcı olmuştur.(15, yy ortaları) 5) Modern ve bilimsel ormancılık doğmuş ve hızla gelişmiştir.

Modern ormancılığın doğuşu: Ortaya çıkışı 19.yy’da olmuştur. Avrupa hızla yayılan devrimci hareketler ve feodalizmin çöküşü ile orman mülkiyetinin yapısı değişti. Feodal toprak sahipleri ile kilisenin ellerinde bulunan ormanlar küçük parçalar halinde özel mülkiyete geçmiş sonuçta ise orman tahriplerini önlemek amacıyla devletler hem özel hem de kamu ormanlarında düzensiz kesimlere karşı önlemler almış ve bu önlemler 19.yy’ın başından itibaren Orman yönetimi şekillendirilmesine yol açar. Bu kavram Fransa ve Almanya’da ağırlık kazanmış ve Avrupa’ya yayılmıştır. Topraktan en yüksek verim almayı amaçlayan kesim oranları ve kesim alanları üzerinde yoğunlaşma çalışmaları başlamıştır. Aynı zamanda Fransa’da havzaları toprak kayması ve erozyona karşı korumaya ve kumul stabilizasyonuna önem verilmiş. İlk ormancılık okulu 1816 yılında Tharandt Almanya’da açılmış ve ormancılık profesyonel bir meslek haline gelmiştir.

TÜRKİYE’DE ORMANLAR VE ORMANCILIĞIN KISA TARİHİ

Anadolu’da Ormanların kısa tarihi: Polen analizleri sonucunda Anadolu’da 16,000 yıl öncesinden 4,000 yıl öncesine kadar ormanların azalmadığı tersine arttığı görülmüştür. Bu dönemde; İç Anadolu bölgesi step, Karadeniz bölgesi ormanlık Güneydoğu Anadolu, Güneybatı Anadolu ve Batı Anadolu Ormanlık olarak görülmektedir.---Temel orman tahripleri Anadolu’da

Uygarlıkların kurulmasından sonra gerçekleşmiştir.----iç Anadolu’da hitiler, Frikyalılar, Lidyalılar ve Persler---sahil kesimlerinde Finikeliler, Yunanlılar ve Romalılar Anadolu ormanlarından geniş ölçüde yararlanmışlardır ve bu ormanların tahribinde önemli bir etkide bulunmuştur.-Büyük İskender’in Anadolu’yu istilasından sonra doğal kaynaklar insafsız bir biçimde sömürülmeye ve tahrip edilmeye başlanmıştır.----Roma imparatorluğu döneminde, Anadolu ormanları; Gemi yapımı, madenlerin eritilmesi, katran üretimi ve yeni tarım alanları elde etmek amacıyla büyük ölçüde tahrip edilmiştir.

Türkiye’de Ormancılığın kısa tarihi:

1        Anadolu’ya yerleşen Türkler Müslümanlığı kabul etmiş olduklarında devlet yönetiminde ve toplumsal yaşamda İslam hukuka egemen durumdadır.

2        Bu nedenle,bazı istisnalar dışında bütün toprakların ve ormanların sahibi devlettir.

3        19. yy kadar devlet ormanlardan yararlanmaya ilişkin çok önemli düzenlemelerde bulunmamıştır.

4        Yalnızca, sarayın, ordunun, donanmanın vb. kurumların gereksinimlerini karşılamak amacıyla ayrılan ormanlarda kısıtlamalar söz konusu olmuş, diğer orman alanlarından yararlanmada kısıtlama söz konusu olmamıştır, bu nedenle ormanlara genellikle Cibal-i mubaha denildiği bilinmektedir.

5        Ormanlardan yararlanmaya ilişkin ilk ciddi girişim 1839 yılında Ticaret bakanlığına bağlı bir Orman müdürlüğünün kurulması olmuştur, daha sonra 1857 yılında ilk orman okulu kurulmuş ve ormancılık eğitiminin temeli atılmıştır. Ülkemizde ormancılıkla ilgili ilk yasal düzenleme 1870 yılında çıkarılan Orman Nizamnamesidir.

ORMAN NİZAMNAMESİ

1.      Devlet ormanlarında izinsiz ağaç kesilmesi ve benzeri yararlanmaları yasaklamış ve bu suçlara ilişkin cezai hükümler düzenlenmiştir.

2.      Kesilecek ağaçların orman memurları tarafından işaretlenmesi koşulu getirilmiştir.

3.      Devlet ormanlarının taahhüt ya da imtiyazı yoluyla işletilmesini, satışların dikili ağaç olarak yapılmasını öngörmüştür.

4.      Ormanların bakımı. İyileştirilmesi veya ağaçlandırma ile ilgili herhangi bir hüküm içermemektedir.

ORMAN NİZAMNAMESİNDEN SONRA

İkinci meşrutiyet döneminde ülkemize Avusturyalı ve Alman uzmanlar davet edilmiş, gerek ormancılık öğretimi gerekse ormancılık mevzuatı ve işletmeciliği alanında çalışmalar yoğunlaşmıştır.--- 1917 yılında ‘’Ormanların usulü idare-i  fenniyeleri’’ hakkında kanun çıkarılmış ve bu kanunla devlet ormanlarının işletme planlarına göre işletilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE

1.      1924 yılında ‘’Türkiye’de mevcut bilumum ormanların fenni usulü idare ve işletmeleri hakkında kanun çıkarılmış ve bütün ormanların amenajman planlarına göre işletilmesi ilkesi kabul edilmiştir.

2.      1937 yılında 3116 sayılı ‘’orman yasası’’nın çıkarılması ile ülkemizde bilimsel ve teknik ormancılık dönemi başlamıştır.

3.      Aynı yıl Orman Genel Müdürlüğü kurulmuş ve bu genel müdürlüğe bağlı devlet orman işletmeleri kurulmaya başlanmıştır.

ORMANCILIK TARİHİ FİNAL

TÜRKİYENİN KIRSAL YAPISI: Yerleşimler kentsel ve kırsal yerleşimler olmak üzere 2'ye ayrılır.Genel köy yerleşimleri için 'kırsal' kasaba ve kentsel yerleşimler için ise kentsel terimleri kullanılmaktadır. 442 sayılı kanuna göre 'Nüfusu 2000'den aşağı olan yerleşimlere köy,2000-20,000 arasında olanlara kasaba ve 20,000'den fazla olan yerleşim yerlerinede şehir denilmektedir.Buna karşılık kalkınma planlarında ortaya çıkan genel eğilim nüfusu 20,000'den az olan yerleşim yerlerinin kırsal alan olarak kabul edilmesi yönündedir.

ORMAN KÖYÜ VE KÖYLÜSÜ NE DEMEKTİR:  Orman köyü terimi kendi içersinde orman içi köy ve orman bitişiği köy olmak üzere 2'ye ayrılır.Orman içi köy: Mülki sınırları içersinde orman olması şartıyla evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazileri 4 yönden  ormanla çevrili yer.

orman bitişiği köy: Mülki sınırları içinde orman olması şartıyla evlerin toplu halde bulunduğu yerleşim alanından itibaren aralıksız olarak devam eden arazileri herhangi bir yönde ormanlara bitişik olan köylerdir.Bu ikisinde yaşayan insanlara Orman köylüsü denir.

ORMAN KÖYLÜSÜNÜ GENEL ÖZELLİKLERİ: *Yasam standardı ülke ve hatta kırsal kesim ortalamasının çok altındadır.*Orman köylüsünü sosyal güvencesi yok denecek kadar azdır.*Arazi yetersiz,parçalı,engebeli ve verimsizdir.*Büyük çapta erozyon tehlikesine maruzdur.*Yerleşim yerleri kentlerden uzak,sarp ve yüksek yerlerdedir.*Ulaşım ve kitle iletişim olanakları sınırlıdır.*Devlet yatırımlarından en az payı alan kesim orman köylüleridir.*Eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanma düşük düzeydedir.*Ekonomik üretim etkinlikleri pazara yönelik olmaktan çok geçimlik karakterdedir.

**ANAYASA ORMANCILIK İLİŞKİLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ: 1) Geçmişten guünümüze kadar kaç Türk anayasası yürürlüğe girmiştir? Kanuni esasi (23.12.1876),Teşkilatı Esasiye Kanunu (20.01.1921),Teşkilatı Esasiye Kanunu (20.04.1924),1961 Anayasası (20.07.1961),1982 Anayasası (09.11.1982)

2) Ormancılığa ilişkin yasalar 1961 Anayasasında Yürürlüğe girmiştir.Anayasaya ormancılıkla ilgili hükümler neden konulmuştur? Özellikle çok partili rejime geçilmesiyle birlikte Orman kanununda sık sık ormanlar aleyhine değişiklikler yapılmaya başlandı buda orman tahriplerini artmasına neden oldu:Ormana bagımlı toplum kesimlerinin

sorunlarına yönelik köklü sosyo-Ekonomik çözümler üretilmedi.Bunun yerine ormanlar politik amaçlarla kullanılmaya baslandı.Artan orman suçları nedeni ile sık sık orman suçlarına ilişkin af kanunları yürürlüğe konuldu.

--1961 Anayasamızda Ormancılıkla ilgili hükümler: md:131:Devlet ormanlarını korunması ve ormancılık sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirler alır.Bütün ormanların gözetimi devlete aittir.

---Anayasaya aykırı bir girişim: 24.07.1965 tarihinde 6831 sayılı Orman Kanununda  değişiklik yapılarak Anayasanın Yürürlüğe girmesinden önce orman niteliğini kaybetmiş ve daha verimli kültür arazisine dönüştürülmesi uygun bulunan yerler ile şehir.kasaba ve köy yerleşim topluluğu içinde kalan yerlerin orman rejimi dışına cıkarılmasına olanak sağlanmıştır.Ancak bu değişiklik Anayasa mahkemesinin 10.03.1966 tarihli kararı ile Anayasaya aykırılık gerekçesi ile iptal edilmiştir.

--Anayasa değişikliği: 1969 genel secimlerden sonra iktidar ve muhalefet partilerinin ortak girişimleri sonucu anayasanın 131. md si değiştirilmiştir.Bu hükümler; Anayasa yürürlüğe girdiği tarihden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kesin olarak kaybetmiş olan tarla,bağ,bahçe gibi çeşitli tarım alanlarında ve hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan topraklarla,şehir,köy ve kasabaların toplu halde bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir daraltma yapılamaz.Ayrıca yine bu değişiklikle 131.md orman suçları için af kanunu çıkarılamaz hükmü çıkmıştır.

--Anayasa değişikliği ardından: 1973 yılında 6831 sayılı Orman K.  2 md. yeniden düzenlenmiş 1972 yılında meclis tarafından kabul edilen 'orman suçlarına yönelik af kanunu' nu Cumhurbaşkanlığı veto etmiş.1974 yılında çıkarılan af kanunu orman suçlarını kapsamış ,1979 yılında orman suçlarına özel bir kanun çıkarılmıştır.

Sonuç olarak: Sık sık yapılan Orman kanunu değişikliği orman tahriplerini sürecinin artması ve ormanların siyasi propaganda malzemesi olarak kullanılması nedeni ile Anayasa'ya ormanlar ve ormancılıkla ilgili hükümlerin konulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Anayasada yer alan hükümler ormanlara yönelik zararlı girişimleri kısa bir süre engelleye bilmiştir.Takip eden süreçte Anayasa hkümleri değiştirilerek bu girişimlerin önü yeniden açılmıştır.

ORMANCILIK ÖRGÜTÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ (OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ):

Devlet imparatorluğun ilk yıllarından itibaren ormanlarla ilgilenmiş ise de bu ilgilenmenin amacı ormandan kesilip satılan odun ve keresteden vergi alınması yada tershane,tophane ve sarayın yapacak ve yakacak odun ihtiyacının karşılanması olmuştur.Bu amaçla ayrılmış ormanların yönetimi Tersane Emirleri,Koru ağaları,Doğu mimarları gibi görevlilere verilmiştir.Bu ormanların korunması görevi ise korucu başılar tarafından yerine getirilmiştir. Tanzimat ilanından sonra devlet,ormanları bir gelir kaynağı olarak düşünür.1839-1840 yıllarında Merkezi istanbulda bulunan Ticaret bakanlığına bir orman müdürlüğü kurulmuştur.Ülkenin belli başlı yerinden orman müdürleri atanmış ve bunlar veri toplamakla görevlendirilmiştir.1 yıl sonra bu müdürlükler kapatılmış bu görev yerel mülkiye ve mal memurlarına bırakılmıştır.1856 yılında Bayındırlık işleri ile ilgili meclisi muabir adında yerli ve yabancı uzmanlardan oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştur.Görevleri ülke ormanlarının incelenmesi ve işletilmesi,uzman eleman yetiştirilmesi,ormancılık mevzuatının hazırlanması.1869 yılında maliye bakanliğına baglı merkezi bir orman idaresi kurulmuş.Bu idare;1 genel müdür,1 meclis üyesi,3 fransız uzman,1 sekreter,1 çevirmen den oluşmuştur.1870 yılında genel müdürlüğe Bedraş Kuyumcuyan getirilmiş ve taşra teskilatı oluşturulmaya başlanmıştır.1872 yılında  orman idaresi orman maden müdürlüğü adı altında maliye bakanlığına bağlanmıştır.1878 yılında yeniden kurulmuş daha sonrada 1879 yılında Ticaret ve tarım bakanlığına,1887 yılında Maliye bakanlığına bağlanmıştır.1909 yılında Orman idaresi bir genel müdürlük haline dönüşmüştür.Taşra örgütündeki orman müfettişleri orman müdürü olmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİ: 1920-24 yılları arasında Ormancılık işleri İktisat bakanlığına bağlı genel müdürlük tarafından yürütülmüş.1924 yılında veteriner ve tarım müdürlükleri Tarım bakanlığına bağlanmıştır.1928-1931 yılları arasında OGM İktisat bakanlığına bağlanmış.1937'de Tarım Bakanlığına devredilmiş.Bu tarihte OGM ye bağlı 8 bölge müdürlüğü ve 28 orman müdürlüğü bulunmaktadır.1937 yılında 3204 sayılı OGM nün teşkilat kanunu çıkarılmış ve OGM Tarım bakanlığına bağlı merkez ve taşra kuruluşları olan bir örgüt halini almıştır.İlk devlet orman işletmesi bu kanunla birlikte kurulmaya başlanmıştır.Orman bakanlığı ilk kez 1969 yılında kurulmuş,1970 yılında Orman-Köy ilişkileri genel müdürlüğü kurulmuş,1981 yılında Tarım ve orman bakanlığı birleşmiştir.1983 yılında Tarım ve orman bakanlığı ile köy işleri ve kooperatifler bakanlığı birleştirilmiş Orman ve köy işleri bakanlığı haline gelmiştir.1984 yılında daire başkanlığı kaldırılmış,Orman yolları yapım görevi köy hizmetlerine verilmiştir.1991 yılında Orman bakanlığı yeniden müstakil bir bakanlık olarak kurulmuş.2003 yılında Çevre ve orman bakanlığı kurulmuş.Türkiye'de ormancılık politikasının sağlam bir kökü vardır.Sadece akılcı ilkeler ve uzman çalışanların bulunduğu ve önemli bir şeylerin yapıldığı söylenemez.Örgütsel düzenlemeler bugün hala bir istikrara kavuşmuş değildir.Tek başarılı birim OGM'dir.

ORMANCILIK ÖĞRETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ:

Osmanlı imparatorluğu dönemi: İlk orman okulu fransız ormancı Lois TASSY tarafından 1857 yılında istanbulda kurulmuştur.Daha cok bir kurs niteliğindedir ve dersler fransızca verilmiştir.1862-1865 yılları arasında öğretime ara verilmiştir.

Orman ve maden mektebi: 1880 yılında orman ve maden okulunun birleştirilmesi ile oluşmuştur.Öğretim süresi ilk iki yıl ortak sonraki 2 yıl uzmanlık dersleri olarak toplam 4 yıla cıkarılmıştır.Eğitim Türkçe verilmeye başlandı.

Halkalı Ziraat ve Orman mektebi: Öğretim süresi 4 yıldır.1903 yılında Halkalı Ziraat ve Orman mektebi alisi adını almıştır.1893 yılında orman ve maden okulları ayrılmış ve Ormancılık eğitimi halkalı ziraat mektebinde verilmeye başlanmıştır.

Orman mektebi alisi: Eğitim süresi fransa orman okulları örnek alınıp 2 yıl iken daha sonra almanya örnek alınmış ve 1917 yılında 3 yıla cıkarılmış.

Cumhuriyet dönemi : 1926 yılında müdürlükle yönetilen okulun bağımsızlığı artırılarak rektörlükle yönetilmeye baslanmıştır.1933 yılında Darul-Fünun'un istanbul üniversitesine dönüşmesiyle Türkiye'de ilk üniversite kurulmuş oluyor.

Ankara yüksek ziraat enstitüsü: 1933 yılında kuruldu. 4 fakülteden meydana gelir bunlar;Tabii ilimler fakültesi, Ziraat fakültesi, Veteriner fakültesi, Ziraat sanat fakültesidir.1944-1945 öğretimin 1.sınıfı ankarada okutuldu.1935 de eğitim süresi 3 iken 4yıla çıkarıldı.Tabii ilimler derslerinin ilk 2 yılı ankarada ortak okutuldu uzmanlık derslerinden oluşan son 2 yılı ise istanbulda bahçeköy binasında okutuldu.1934 yılında Orman mektebi Alisi kapatılarak Ankara yüksek Ziraat entitüsüne 5. fakülte olarak bağlandı.

İstanbul orman fakültesi:Ankara  yüksek ziraat entitüsü 1948 yılında kapatılmış.Aynı yıl orman fakültesi İstanbul üniversitesine bağlanmıştır.böylece1948-1949 yılından itibaren 4 sınıfta İstanbulda okutulmaya başlandı.

ORMANCILIK ÖĞRETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ:Hoca Ali Rıza Efendi dönemin orman genel müdürüydü. orta derceli ormancılık okulunun kurucusudur.1920 yılında bu okulda ödenek yetersizliğinden kapatılmıştır.1918 yılından beri her 2 okul kapatılarak Beykoz Orman Ameliyat Mektebine geçiş yapılmıştır sonra 1917 yılında İslahiye Orman Ameliyat Mektebi kurulmuştur.

Orta dereceli ormancılık Öğretimi:İlk orta derceli ormancılık öğretim kurumu zamanın umum müdürü hoca ali rıza efendi' nin çabalarıyla 1915 yılında İslahiye orman ameliyat mektebi kurulmuş 1919'da her iki okul kapatılarak beykoz orman ameliyat mektebine geçilmiştir.1920 yılın da bu okul da ödenek yetersizliğinden kapatılmıştır.

Cumhuriyet dönemi: 1930 yılında bahçeköy orman mektebi alissa binası içersindeki orman ameliyat mektebi yeniden kurulmuş ve bu okul 1935 yılında bursaya tasınmıştır.1934 yılında orman mektebi alisinin kapatılarak Ank ziraat enstütüsüne baglanması ile orman ameliyat mektebi ''Orta orman mektebi'' adı ile bahçeköyde devam etmiştir.1958 yılında bu okullar kapatılarak yerine bu kez düzce orman tekniker okulu acılmıştır.1965 trabzonda 2'nci orman tekniker okulu acılmış .1970 yılında orman tekniker okullarının kapatılması kararı alınmış ve bu okullar 1972 yılında son mezunlarını vermişlerdir.diğer ormancılık ilköğretim kurumları ise şunlardır: orman jandarma mektebi,orman bekçi ve bekçi başı mektebi,orman muhafaza memuru okulu,orman bakım memurluğu eğitim merkezi,orman fidancısı egitim merkezi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz